Şubat 25, 2024

Ege Gazetesi

Ege'nin Haber Portalı

Kariyere Alzheimer freni!

Alzheimer hastalığına genetik olarak yatkın olduğunu öğrenen ünlü oyuncu Chris Hemsworth’un oyunculuk kariyerini yavaşlatacağı belirtildi. Alzheimer ile APOE4 geni arasındaki bağlantıya ilişki bilgi veren Prof. Dr. Işın Kulaksızoğlu, “Hem anneden hem de babadan APOE4 geni alan kişide Alzheimer hastalığı görülme riski, 12 kat daha fazladır. Bu durumda kişinin Alzheimer’a yakalanma riski yüksektir. Ancak bu geni taşıyan herkes yüzde 100 Alzheimer hastası olacak diye bir şey yok” dedi

Ünlü oyuncu Chris Hemsworth’un (39), Alzheimer riski nedeniyle oyunculuk kariyerini yavaşlatma kararı aldığı iddia edildi. Siyah Giyen Adamlar, Avengers, Thor, Extraction, Rush gibi sinema yapımlarından tanıdığımız aktör Hemsworth, yaptırdığı kapsamlı genetik testlerin ardından biri annesinden diğeri babasından gelen APOE4 geninin iki kopyasına sahip olduğunu öğrendi. Mirror’da yer alan habere göre, bu durumun, Alzheimer hastalığına yakalanma olasılığını genel nüfusa göre daha fazla artırdığını öğrenen Hemsworth, oyunculuk kariyerini yavaşlatmaya karar verdi. Hemsworth, bir röportajında “Hiçbir şekilde emekli olmaktan bahsetmiyorum ama bu her şeye daha derli toplu bir yaklaşım” demişti.

 

Ünlü oyuncunun çalışmalarını yavaşlatmasına neden olan Alzheimer’ı, APOE4 geninin bu hastalık üzerindeki etkisini konuştuğumuz İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu, “Hem anneden hem de babadan APOE4 geni alan kişide Alzheimer hastalığı görülme riski, 12 kat daha fazladır. Bu durumda kişinin Alzheimer’a yakalanma riski yüksektir. Bu, toplumun aşağı yukarı yüzde 2’si ila 5’inde görülür” dedi.

 

 

ALZHEIMER NEDİR?

Türkiye Alzheimer Derneği’ne göre, Alzheimer hastalığı, bilişsel gerilemenin yanında çeşitli nöropsikiyatrik davranışsal rahatsızlıklara neden olan, kişinin günlük yaşam faaliyetlerinde bozulmalar ortaya çıkaran ve kişide önemli fiziksel ve psikolojik yıkımlar meydana getiren bir hastalıktır.

APOE2 GENİ HASTALIK RİSKİNİ AZALTIYOR

APOE (Apolipoprotein) genlerinin kolesterolle ilgili genler olduğunu aktaran Prof. Dr. Kulaksızoğlu, “Bu genler vücuttaki kolesterolü taşırlar. Bu genlerin genelde birini anneden birini de babadan alıyoruz. İnsanlarda genelde APOE 2,3 ve 4 vardır. Bu genlerdeki problemler, kanda yüksek kolesterol problemine neden olmalarıdır. O yüzden şişmanlık ve diyabet hastalığı da Alzheimer ile bağlantılı hastalıklardır. APOE genellikle insanlarda bir tane olur, ikisi birden olmaz ama APOE2’yi taşıyanlar toplumun yaklaşık yüzde 5’ini oluşturur. Araştırmalara göre APOE2 genini taşımak, Alzheimer hastalığına karşı koruyucudur ve bu kişilerde kandaki kolteserol seviyesi de normaldir” dedi.

GEN HEM ANNEDEN HEM BABADAN ALINDIYSA HASTALIK RİSKİ 12 KAT DAHA FAZLA

Toplumda en sık APOE3 geninin görüldüğünü kaydeden Prof. Dr. Kulaksızoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “APOE3 daha nötral bir gendir, bunu bazen tek bazen de çift taşırız, hastalık riski açısından da nötral bir gendir. Alzheimer hastalığı açısından riskli olan gen ise APOE4’tür ve bu gen sadece anneden veya babadan alındıysa Alzheimer’a yakalanma riski, toplumdaki riske kıyasla 4-5 kat daha fazladır. Ancak kişi hem annesinden hem de babasından APOE4 geni aldıysa o zaman risk 12 kat daha fazla olabilir. Bu durumda kişinin Alzheimer’a yakalanma riski yüksektir. Toplumun aşağı yukarı yüzde 2’si ila 5’i bu grupta yer alır. Bu geni taşıyan herkes yüzde 100 Alzheimer hastası olacak diye bir şey yok. Doğru yaşama biçimi, sağlıklı beslenme şekli (Akdeniz tipi diyet), zihinsel aktiviteler, hayatın içinde faal olma durumu, sizin bu gene sahip olsanız bile en azından hastalığın başlangıcını çok ciddi oranda öteleyebileceğinizi gösteriyor.”

 

 

Prof. Dr. Kulaksızoğlu, ailede yüksek genetik risk taşıyan bireylerde hastalığın daha erken yaşlarda başlama eğiliminde olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Biz en sık hastalıkların 60-65’ten sonra başladığını görürüz ama sadece ApOE4 geni değil, riski artıran Presenilin-1, Presenilin-2 gibi başka genler de mevcuttur. Diğer genler de işin içine girdiğinde hastalık daha erken yaşlarda başlayabilir.”

PROF. DR. KULAKSIZOĞLU: KİMSEYE ÇALIŞMAKTAN ZARAR GELMEZ

Hastalık riskini öğrendikten sonra kariyerini yavaşlatma kararı alan ama tam anlamıyla emekliliğe ayrılmayacağını açıklayan Hemsworth’un yaklaşımını sorduğumuz Prof. Dr. Kulaksızoğlu, “Kimseye çalışmaktan zarar gelmez ama ciddi bir hastalık riski taşıdığınızda hayata bakışınız değişir. Yani size ‘kanser riski taşıyorsunuz’, ‘Alzheimer riski taşıyorsunuz, genleriniz pozitif’ denildiğinde bu dünya fani, o zaman biraz hayattan daha farklı tadlar almalıyım diye psikolojik olarak bir değişim yaşayabilirsiniz. Hemsworth da ‘bu kadar niçin çalışıyorum, daha az çalışayım, hayattan daha fazla tad almaya çalışayım’ diye düşünmüş olabilir. Ama Alzheimer olmamak ile çalışmayı yavaşlatma arasında bir korelasyon yok” diye konuştu.

TEDAVİSİ OLMAYAN BİR HASTALIĞIN GENETİK RİSKİNİ TAŞIDIĞIMI ÖĞRENMEK İSTEMİYORUM

Prof. Dr. Kulaksızoğlu, Alzheimer riskini ortaya koyan genetik testlere ilişkin şunları söyledi: “Bu testleri yaptırmadan önce bir psikolojik değerlendirme yapılması gerekiyor. Kişinin gen testinin sonucunu almaya psikolojisi yeterli mi değil mi buna bakılıyor. Bu genlere bizim ülkemizde de bakılabiliyor ama ben bile baktırmadım; çünkü baktırmaya ihtiyaç duymuyorum. Şu anda Alzheimer hastalığının bir tedavisi yok. Bu nedenle tedavisi olmayan bir hastalığın genetik riskini taşıdığımı öğrenmek istemiyorum. Öte yandan hayat düzenimi bu hastalıktan korunacak şekilde organize ettim, alınabilecek maksimum tedbirler düzeyinde yaşıyorum. Bu gene herkes baktırmalı diye bir şey yok. Çünkü test sonucunuz pozitif olsa da ‘yüzde 100 şu tarihte hasta olacaksın’ diye bir sonuç yok.”

 

 

ZİHNİ ÇALIŞTIRMANIN YOLLARI

– Zihni çalıştıran aktiviteler tercih edilmeli: Yeni bir dil öğrenmek, dans etmek, sudoku çözmek, kitap okumak, örgü örmek gibi…

– Depresyondan korunulmalı.

– Saatlerce anlamsız bir şekilde sosyal medyada vakit geçirilmemeli.

– Yalnızlık da Alzheimer riskini artırdığından emekli hayatı yaşamak yerine insanlarla birlikte sosyal ve hayatın içinde olunmalı.